İNCAL OMG TÜRKÜSÜ VE SÖZLERİ
(Gübrelerin Efesi)
social facebook button blue icontwitter button ile ilgili görsel sonucuinstagram button ile ilgili görsel sonucu İLETİŞİM

 

 
    ANASAYFA HAKKIMIZDA ÜRÜNLER
--Organomineral Gübre
--Toprak Düzenleyici
--İncal MASK
ORGANİK
SERTİFİKASI
VE TESCİL
BELGELERİ
ARGE VE
BİLGİLENDİRME
YAZILARI
KULLANICILAR
--Çiftçi Videoları
--Çorakta Tarım
TANITIM
TOPLANTILARI
VE HABERLER

BAYİLERİMİZ
--Tariş Koop.
--Tar. Kalkınma Koop.
--Tarım Kredi Koop.
--Özel Bayilerimiz
 

 


HUMİK ASİT

ZEOLİT/KLİNOPTİLOLİT

LEONARDITE


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HUMİK ASİT

ZEOLİT/KLİNOPTİLOLİT

LEONARDITE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HUMİK ASİT

ZEOLİT/KLİNOPTİLOLİT

LEONARDITE

 

HÜMİK ASİT

Topraktaki organik maddelerin ana içeriği humustur. Hümik asit ise humusun en aktif maddesidir. Günümüzde artan kimyasal gübre kullanımı humusun hızla tükenmesine neden olmuştur. Oysaki humus gübrelerin alınımını kolaylaştıran bir maddedir. Bu sorunun çözümü için son yıllarda hümik madde (hümik asit ve fulvik asit) uygulamaları yapılmaya başlanmıştır.


Toprak organik maddesi; canlı, cansız yada çürümüş (dekompoze) olan tüm organik maddeleri içeren bir terimdir. Tamamen çürümüş organik yapılar HUMUS olarak adlandırılır. En iyi humus kaynağı dekompoze olmuş bitki yada kompost materyalleridir. Yüksek hümik asit içeriğine sahip humatlar da uzun süreli ve iyi bir humus kaynağıdır. Hümik maddeleri Şekil 1’de görüldüğü gibi üç ana gruba ayırmak mümkündür; Fülvik asit, Hümik asit ve Hümin.

 

HÜMİK MADDELER

Fülvik Asit Fülvik Asit Hümin
Açık Sarı Sarı-Kahverengi Koyu Kahve Rengi Gri-Siyah  Siyah

 

Bu tabloda Sağa gidildikçe,

-Renk yoğunlu artar
-Polimerizasyon derecesi artar
-Moleküler ağırlığı artar
-Karbon içeriği artar
-Oksijen içeriği azalır
-Asit değişimi azalır
-Çözünürlük azalır

 

Hümik Maddelerin Kimyasal Özellikleri

 

Adı geçen terimleri kısaca tanımlamak gerekirse;

Humus: Toprağın % 65-75’ini oluşturan temel maddesidir. Tamamen çürümüş organik maddelerden oluşur. Toprak verimliliğinde önemli rol oynar.

 

Humik maddeler: Üç organik kalıntı olan hümin, fülvik asit ve hümik asitten oluşan kimyasal bir gruptur.

 

Hümik olmayan maddeler: Reçine, bal mumu ve organik asitler gibi çözünmez ve dekompoze olmamış organik maddelerdir.

Humatlar: Hümik asit tuzlarıdır.

 

Fülvik asitler: Tüm pH koşulları altında suda çözünür formda olan hümik maddelerin bir bölümüdür. Fülvik asitlerin renkleri açık sarı -sarı kahverengidir.

 

Hümik Asitler: Hümik asitler topraktan elde edilen ana bileşiklerdir. Koyu kahve-siyah renklidirler. Doğal olarak oluşan hümik asit moleküllerine bağlı 60 ‘ı aşan farklı iz element çeşitli canlı organizmaların kullanımına hazır olarak bulunmaktadır.

Humin: Hümik maddelerin asit yada alkali her hangi bir pH değerinde suda çözünemeyen bir bölümüdür. Moleküller yapıları çok büyüktür. Hümik maddeler içinde parçalanmaya en dayanıklı olandır.

 

LEONARDİT

Leonardit 70 milyon yıl süren bir hümifikasyon süreci sonunda oluşan linyit kömürünün okside olmuş formudur. Yüksek katyon değişim kapasitesine sahiptir. Leonardit kaynaklı hümik asitler uzun süre etki gösterirler. Azot gibi besin maddeleri ile rekabete girmezler. Organik tarımda da güvenle kullanılmaktadır.

 

Doğal Kaynak Hümik ve Fülvik Asit oranları %
Leonardit 40-90
Torf 10-30
Saprofel Torf 10-20
Linyit Katmanları 10-30
Hayvan Gübresi 5-15
Kompost 2-5
Toprak 1-5
Arıtma Çamuru 1-5
Taş Kömürü 0-1

 

Hümik ve Fülvik Asitlerin Bulundukları Kaynaklar ve oranları
Doğal maden olarak üretilen Hümik Asit + FülfikAsit + Organik madde içeren ve toprak tansiyonunu (PH) dengeleyen bir toprak düzenleyicisidir. Faydaları ve etkileri aşağıda belirtilmiştir.

 

 Hümik Maddelerin Kumlu Topraklarda Faydalari
Kumlu toprakların aralıklı bir yapısı vardır. Bu tip topraklarda besinler aşağı doğru kolayca ilerler ve üretici için ekonomik kayıplara neden olur. Organik maddeler yani humarlar toprağın besin maddesini tutmasını ve bitkinin bunlardan daha rahat faydalanmasını sağlar. Hümik maddelerin etrafı negatif yüklüdür ve uygulanan gübrelerdeki besin maddelerin ve ayni zamanda suyun tutulmasını sağlarlar.

 

Hümik Maddelerin Killi Topraklarda Faydaları
Killi topraklar sıkı, su geçirmeyen ve ağır bir yapıya sahiptir. Bu tipteki topraklar soğuk ve nemli hava koşullarında suyu tutar, sıcak havalarda ise büzülür ve küçülür. Her iki koşulda bitki gelişimi için uygun değildir.

Toprak kurumaya başladığı zaman su molekülleri kil parçalarının arasından uzaklaşır. Suyun bu hareketi kil parçalarının birbirlerine çok yaklaşmasına, hacimlerinin küçülmesine ve yüzeyde çatlamalara neden olur. Yüzeyde görülen çatlamalar organik madde eksikliği olan killi toprakların ortak özelliğidir. Bu tip topraklarda hümik madde eklenmesi toprak yapısını iyileştirmektedir. Hümik asit kil parçalarının arasına girerek kuru ve ıslak havalarda siki bir şekilde birleşmelerini ve yapışmalarını engellemektedirler. Büyük hümik asit molekülleri kil parçalarını ayrı ayrı tutabilmekte ve bunun sonucunda su ve besin maddeleri kolaylıkla bu alanlara yerleşebilmektedir.

 
Leonardit in bitki üretimindeki etkileri;
 

Biyolojik Etkileri
-Bitki enzimlerini uyarır, 
-Bitkide ve toprakta organik katalizör olarak rol oynar, 
-Su yosunları ve mayalarda olduğu gibi toprak mikroorganizmaları tarafından istenirler ve hızla çoğalmalarını sağlarlar, 
-Bitki köklerinin solunum ve oluşumunu hızlandırırlar, 
-Bitkilerin vejetatif organlarının ve köklerinin büyümesini uyarır, 
-Bitki hücre zarlarının geçirgenliğini artırarak, bitki beslenmesini yükseltir, 
-Bitkinin yasam isteğini artırır, 
-Bitkinin yasama isteği ve tohumun çimlenme gücünü artırır, 
-Bitki kök sistemi ve hücre çoğalmasını uyararak bitkinin dengeli büyümesini sağlar.

 

Kimyasal Etkileri
-Toprağın özelliklerini, koruma gücünü artırır, 
-Alkali şartlarda demirin bitki tarafından alınabilirliğini sağlar, 
-Bitki gelişimi için gerekli olan organik ve mineral maddelerin her ikisini de zenginleştirir, 
-Bitkilerin ihtiyacı olan kimyasal gübrelerin, kök bölgesinde toprak suyunda tutulmasını sağlar, 
-Toprağın iyon değişim kapasitesini en uç noktaları çıkarır, 
-Topraktaki elementlerin bitki tarafından alınabilir forma sokulmasını sağlar, 
-Toprakta tamponlama yaparak toksisiteyi önler, 
-Toprak tuzluluğunun azalmasına yardımcı olur.

 

Fiziksel Etkileri
-Toprağın parçalanma yapısını olumlu düzeye getirir, 
-Toprağın verimlilik kapasitesini artırır, 
-Toprağın havalanması arttırır, 
-Tohum yatağını güçlendirir, 
-Toprak erozyonunu önler, 
-Toprağın kolay ısınmasını sağlar, 
-Toprağın su tutma kapasitesini dengeler


Bitki Gelişimine Etkisi
Leonarditin bütün tarım ürünlerinde verimi önemli ölçüde arttırdığı araştırmalarla kanıştanmış bir gerçektir. Yapılan uygulamalı araştırmalar sonunda bazı bitkilerde leonardit kullanılması ile elde edilen verim artışları aşağıda oranlarda bulunmuştur. 

ÜRÜN ADI VERİM ARTIŞ ORANI
Buğday %13-25
Domates %20-30
Arpa %15-18
Lahana %25-30
Karabuğday ve Darı %25-50
Elma %8-20
Mısır %30
Üzüm %25-30
Patates, Havuç %25-40
Pancar, Turp %25-40
Bütün narenciyede %30-60
Pamuk %10-30
Salatalık %34-38
Çayır, Çim %100'e Kadar

Bunların dışında çiçek yetiştiren firmalardan alınan bilgilere göre: üretilen gül ve papatyanın miktarı%30-100 arasında artmıştır, köklenme fazlalaşmıştır ve çiçeklerin açma zamanında 10-15 gün arası erkencilik sağlanmıştır.Leonardit tarım ürünlerinde sadece verimi arttırmakla kalmamaktadır.

 

Ürünün kalitesini de iyileştirmektedir. Leonardit uygulanınca tarım bitkilerinin bünyelerinde daha fazla besleyici-yararlı elementler toplanmaktadır.Örneğin leonardit kullanılması ile: 

 

C Vitamini  Artış Oranı
Pancarda %100'e yakın artmıştır
Turpta % 30'a Kadar artmıştır
Carotone  Artış Oranı
Pancarda %100'e yakın artmıştır
Lahanada %25'e Kadar artmıştır
Riboflovin Artış Oranı
Bazı Sebzelerde %8-14 Oranında artış göstermiştir
Niacin Artış Oranı
Pancarda %79 oranında artmıştır
Lahanada %42 oranında artmıştır
Turpta %52 oranında artmıştır

 

-Protein pancar ve lahana yapraklarında %16-18 fosfor %26-28 oranında artmıştır.

-Patateste daha fazla nişasta birikmiştir.

-Ketende daha kaliteli lifler oluşmuştur.

-Köklerde daha kaliteli yağlar birikmiştir.

-Pamukta nükleer asit oranı hızla artmıştır.

-Ayçiçeği tohumlarında yağ oranı hızla artmıştır.

-Domatesteki şeker ve C vitamini %45 oranında artmıştır.
 

 Hümik Asit ve Fulvik Asit Kaynakları Nelerdir?
Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi hümik ve fülvik asitler çeşitli kaynaklardan elde edilebilir. Ancak bu kaynaklar arasında en yüksek hümik ve fülvik asit oranı Leonarditte mevcuttur. Leonarditin hümik madde (hümik + fulvik asit) kaynağı olduğu 1960 yılında keşfedilmiştir. Sonrasında araştırmacılar bu maddeleri tarımsal alanlarda uygulamaya başlamışlardır.

Leonardit 70 milyon yıl süren bir hümifikasyon süreci sonunda oluşan linyit kömürünün okside olmuş formudur. Yüksek katyon değişim kapasitesine sahiptir. Leonardit kaynaklı hümik asitler uzun süre etki gösterirler. Azot gibi besin maddeleri ile rekabete girmezler. Organik tarımda da güvenle kullanılmaktadır.

Aşağıda incelendiğinde hümik ve fülvik asit kaynağı olarak leonarditin en fazla içeriğe ve değere sahip olduğu görülmektedir. 
 
 

Hümik ve Fülvik Asitlerin Bulundukları Kaynaklar ve oranları
Hümik maddelerin hepsi toprakta kalıcıdır. Çevre koşullarına bağlı olarak fülvik asitlerin yarı ömrü 10-50 yıl arasında değişirken, hümik asitlerin yarı ömrü ise yüz yıl olarak ölçülür.

 

 Hümik Asit ve Fülvik Asit Arasındaki Farklar Nelerdir?
Yukarıda da değinildiği gibi bitki kalıntıları çürüdükleri zaman fülvik ve hümik asitlerin her ikisi de oluşur. Her iki asitte toprak ve topraktaki mikro organizmalar için yaralıdır. Fülvik asit hümik aside göre daha küçük bir moleküler yapıya sahiptir. Bunun sonucu olarak kalıcılığı daha azdır ve daha kolay parçalanır. Ancak yaprak uygulamalarında bitkiye giriş hızı daha yüksektir. Hümik asit ise toprakta uzun süre kalır ve zaman içerisinde yavaş parçalanır. Genel olarak toprak organik madde miktarını arttırmada uzun süreli etkilerinden dolayı hümik asitlerden faydalanılır.

 

Hümik Maddelerin Kumlu Topraklarda Nasıl Bir Faydası Vardır?

Kumlu toprakların aralıklı bir yapısı vardır. Bu tip topraklarda besinler aşağı doğru kolayca ilerler ve üretici için ekonomik kayıplara neden olur. Organik maddeler yani humatlar toprağın besin maddelerini tutmasını ve bitkinin bunlardan daha rahat faydalanmasını sağlar. Hümik maddelerin etrafı negatif yüklüdür ve uygulanan gübrelerdeki besin maddelerini ve aynı zamanda suyun tutulmasını sağlarlar.

 

Hümik Maddelerin Katyon Değişim Kapasitesi İle Besin Maddelerini Tutması Hümik Maddelerin Killi Topraklarda Nasıl Bir Faydası Vardır?

Killi topraklar sıkı, su geçirmeyen ve ağır bir yapıya sahiptir. Bu tipteki topraklar soğuk ve nemli hava koşullarında suyu tutar, sıcak havalarda ise büzülür ve küçülürler. Her iki koşulda bitki gelişimi için uygun değildir.

Toprak kurumaya başladığı zaman su molekülleri kil parçalarının arasından uzaklaşır. Suyun bu hareketi kil parçalarının bir birlerine çok yaklaşmasına, hacimlerinin küçülmesine ve yüzeyde çatlamalara neden olur. Yüzeyde görülen çatlamalar organik madde eksikliği olan killi toprakların ortak özelliğidir.

Bu tip topraklara hümik madde eklenmesi toprak yapısını iyileştirmektedir. Hümik asit kil parçalarının arasına girerek kuru ve sıcak havalarda sıkı bir şekilde birleşmelerini ve yapışmalarını engellemektedirler. Büyük hümik asit molekülleri kil parçalarını ayrı ayrı tutabilmekte ve bunun sonucunda su ve besin maddeleri kolaylıkla bu alanlara yerleşebilmektedir. Şekil 4 da hümik maddelerin killi toprakların yapısını nasıl iyileştirdiği ve gevşettiği görülmektedir. 

 

Hümik Asitlerin Diğer Faydaları Nelerdir?
 

Humik asitlerin yararları fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak üç grupta toplanır.

1-) Fiziksel Yararları :
a) 
Toprağın yapısını düzeltir.
b) Toprağın havalanma özelliğini arttırır. Köklerin daha iyi havalanmasını sağlar
c) Toprağın su tutma kapasitesini arttırır. ( Kendi ağırlığının 20 katı fazla ağırlıktaki suyu tutabilme yeteneği vardır. )
d) Toprağın rengini koyulaştırarak daha fazla güneş enerjisinin emilmesini sağlar.

 

2) Kimyasal Yararları : 
a) Asidik ve bazik özelliklerdeki toprakları nötralize eder. Fazla tuzluluğu ve fazla kireçliliği gidererek toprağın pH' sını düzenler.
b) Suda çözünebilir inorganik gübreleri kök bölgesinde depolar ve bitkinin ihtiyacı oldukça bunları serbest bırakır.
c)Toprağın katyon değişim kapasitesini en yüksek seviyeye çıkartır.
d) Hümik asit kimyasal olarak aktif bir karaktere sahiptir ve topraktaki çeşitli metaller, mineraller ve organikler ile çözünebilir veya çözünemez kompleksler oluşturma yeteneği vardır. Bu özelliği bitkinin besinleri kolay ve sürekli almasını sağlar. Demir noksanlığını gidermeye yardımcı olur.
e) Şelatlama özelliğine sahiptir.
f) Topraktaki kireç içerisindeki karbondioksiti serbest duruma getirir. Bu serbest karbondioksitin fotosentezde kullanılması imkanını hazırlar.
g) Topraktaki azot, fosfor, potasyum, demir, çinko ve iz elementler gibi gerekli besinlerin bitki tarafından alınabilmesini en yüksek düzeye çıkartır.
h) Bitki gelişimi için gerekli olan mineraller (iz mineraller de dahil) ve organik maddelerce zengindir. Ayrıca, doğal karbon içermesinden dolayı bitkinin gelişiminde kullanılabileceği oldukça fazla miktarda enerji de ihtiva eder (1 gramda 5.000 kaloriye kadar)
ı) Hümik asit biyokimyasal özelliği ile toprağın zararlı, kirletici ve zehirli maddelerden temizlenmesini sağlar. Toprakta mevcut olan kurşun, cıva, kadmiyum ve diğer zararlı ve radyoaktif elementlerin, endüstriyel atıkların, zehirlerin ve çevre için zararlı kimyasal maddelerin (ilaçlamadan gelenler de dahil) çözünebilir durumdan çözünemez duruma geçmelerini sağlar. Böylece, bunların bitki tarafından emilmelerini önler. Bunların zamanla dibe çökmesi sonucu toprak temizlenir.

 

3) Biyolojik Yararları :
a) Hücre bölünmesini hızlandırır. Dolayısıyla, bitkinin büyümesi ve gelişmesi de hızlanır.
b) Kök oluşumunu ve gelişimini hızlandırır. Kökleri kuvvetlendirir. Saçak kök oluşumunu teşvik eder.
c) Tohumda çimlenmeyi hızlandırır. Bitkinin hayatta kalabilme yeteneğini arttırır. İdelerin daha hızlı ve kuvvetli büyümelerini sağlar.
d) Bitkide hücre enerjisinin fazlalaşmasını sağlar.
e) Bitki metabolizmasını düzenleyerek azot bileşenlerinin birikmesini önler.
f) Yararlı toprak mikroorganizmalarının gelişmeleri ve çoğalmaları üzerinde uyarıcı etki yapar. Bunların topraktaki miktarını ve aktivitelerini arttırır.
g) Bitkinin soğuğa, sıcağa ve fiziksel etkilere karşı dayanıklılığını arttırır. Böcek ve hastalıklara karşı direncini çoğaltır.
h) Meyvelerde (üründe) hücre duvarları kalınlığının artmasını sağlar. Böylece, ürünün depolanma süresi ve raf ömrü uzar.
ı) Elde edilen ürün ( meyve, sebze, çiçek, dane, kök gibi ) daha kaliteli olur. Bunların, dış görünüşlerinin daha göz alıcı ve besin değerlerinin daha yüksek olmasını sağlar.

 

KAYNAKLAR
1. Burdick, E. M., 1965. Commercial Humates for Agriculture and the Fertilizer Industry. Economic Botany, Vol. 19, No:2:152-156.
2. Freeman, P. G., 1969. The use of Lignite products as plant growth stimulants. Technology and use of Lignite, IC Bureau of Mines Information Circular, 8471:150-153: 160:162:164.
3. Senn, T. L. And Kingman, A. R., 1973. A review of Humus and Humic Acids. Clemson University, Dept of Horticulture, Research Series No. 145, March.

 

ZEOLİT/KLİNOPTİLOLİT

Klinoptilolit Doğal bir Volkanik maden olan CLINOPTILOLITE mineralinden üretilmiştir. Manisa / Gördes ilçesinde olan ocağımız MTA tarafından ruhsatlandırılmıştır. %96 saflığı ile Türkiye'nin ve dünyanın en saf ocağıdır. Kömür ile kıyaslarsak en yüksek kalorili Soma kömürü veya altın ile kıyaslarsak 24 ayar altın gibi yüksek kalitededir.

KLINOPTILOLIT (Clinoptilolite)’nin yapısı bal peteği veya kafese benzer. Bu yapıda 3 – 4 Aº arasında kanal ve boşluklar vardır. Bu kanal ve boşluklar KİMYASAL – BİYOLOJİK ve MOLEKÜLER ELEK gibi çalışarak KATYON ve İYONLARI değiştirirler.

KLINOPTILOLIT
(Clinoptilolite)’ün yapısı bir apartmanın yapısı gibidir. KLINOPTILOLIT’in yapısında da daireler, kapılar, pencereler, odalar, duvarlar ve tavan vardır. Evin içindeki eşyalar ve insanların yerini de su ve iyonlar almıştır. Bunlar zaman zaman yapıdan çıkar ve tekrar yapıya girerler.

KLINOPTILOLIT
‘in yapısının %50’si boşluklardan oluşur.

KLINOPTILOLIT
(Clinoptilolite)’de bulunan bu boşluklar su ve gazları bünyesine alarak onları KİMYASAL – BİYOLOJİK ve MOLEKÜLER fabrika gibi çalışarak değişime uğratırlar. Örneğin ;
Kalsiyum (Ca+2) iyonu iki adet Na+ (Sodyum) veya K+ (Potasyum) iyonu ile değişir. Bilindiği üzere toprak ve toprağa verilen gübreler çeşitli iyonlardan oluşurlar. Bitki gübre ve toprakta bulunan bu iyonlarla beslenir. Ancak bitki bu gübreleri her formda alamaz. Bu nedenle topraklarda birikim olur. Toprak kilitlenmiş olur. Örneğin fosforun bitki tarafından alımı zordur. Fazla gübre bitki için zararlıdır. Bu nedenle toprakların KLINOPTILOLIT ile dengelenmesi gerekmektedir.

BİTKİNİN DENGELİ BESLENMEYE İHTİYACI VARDIR
KLINOPTILOLIT  toprağa karıştırıldığında, bitkinin ihtiyacı olan ve toprak ile gübrede bulunan iyonları bünyesine alıp, onları değişime uğratarak, bitkinin alabileceği iyon formlarına dönüştürerek, bitkinin sürekli beslenmesini sağlar.

İYON DEĞİŞTİRMEYE KATYON DEĞİŞTİRME KAPASİTESİ (KDK) DENİR

Toprağın KDK’sı 1 iken KLINOPTILOLIT’in KDK’sı 150’dir. Yani topraktan 150 misli, TORF’tan 10 misli daha yüksek KDK’ya sahiptir.

KLINOPTILOLIT  iyonlara karşı seçici değildir. Örneğin toprak Nitrojen (Azot)  bakımından zenginken kafes yapıya (NH4+) bünyeye alınır. Potasyum (K+) ve Kalsiyum (Ca2+) salınır. Yani bitkiye verilen hangi iyon fazla ve bitki tarafından alınamıyorsa o iyon bünyeye alınır, başka iyonlar serbest bırakılır.
Bu benzersiz kimyasal Aktivite yüzünden Amerikan Uzay Araştırma Merkezi NASA Clinoptilolite’yi uzayda bitki yetiştirmek için taban toprak materyali olarak seçmiştir. Uzayda tarım topraksız olarak Clinoptilolite ile yapılacaktır.

KLINOPTILOLIT Gübreyi ve suyu bünyesine alır, gerekirse iyon değiştirerek kontrollü ve yavaş salınım ile bitkiye verir. Yani damlama sulama veya sürekli gübre verilmiş gibi bitkinin beslenmesini sağlar, fazla gübrenin toksit etki yapmasını, toprakta birikmesini ve toprağın kilitlenmesini engeller.

KLINOPTILOLIT
’İN KULLANIMI

  • KLINOPTILOLIT  dekara 1 – 2.5 ton toprağa karıştırılarak kullanılabilir.
  • Çimlerde kumun % 20’si oranında karıştırılır.
  • Torf malzemesine %50 oranında karıştırılır.
  • KLINOPTILOLIT kullandıktan sonra hemen gübreleme yapılmalıdır veyaKLINOPTILOLIT mutlaka gübrelemeden önce kullanılmalıdır. Çünkü KLINOPTILOLIT  var olan gübreyi bitkiden önce bünyesine alacaktır.
  • KLINOPTILOLIT  toprakta hiçbir zaman yok olmaz. Suda erimez.
  • Tarla ziraatinde her yıl dekara 100 kg KLINOPTILOLIT  kullanarak toprağın yapısı 10 – 15 yıl içinde tamamen değişmiş olacağından her yıl kullanılmalıdır.
  • Seralarda tarım yapılan toprak tek seferde 2 –3 ton KLINOPTILOLIT  ile yeniden düzenlendiğinde uzun yıllar (30 – 40 yıl ) yüksek verim alınır.
  • KLINOPTILOLIT topraksız tarıma uygundur. Seranızda topraksız tarım malzemesi olarak kullanabilirsiniz.
  • KLINOPTILOLIT  TARIMDA DEVRİM DEMEKTİR.

 

 

LEONARDİT NEDİR?

Dr. Selami İstanbulluoğlu
Maden Y. Mühendisi


LEONARDİT; DİĞER BÜTÜN MADENLER GİBİ, KENDİNE HAS FİZİSEL VE KİMYASAL ÖZELLİKLERİ İLE KENDİNE HAS OLUŞUM SÜRECİ VE JEOLOJİSİ OLAN DOĞAL BİR MADENDİR.   

Bu gün Ülkemizde diğer madenlerle en fazla karıştırılan ve en fazla birbirinden çok farklı tanımlara sahip olan maden kuşkusuz leonardittir. Bazı kaynaklara göre leonardit linyit kömürüdür. Başka bazı kaynaklara göre ise; leonardit torfdur (turbadır), gidyadır, olgunlaşmamış kömürdür, yeşil renkli tatlı su çamurudur veya kimyasal işlemler sonucu elde edilmiş bir kimyasal maddedir. Bir başka deyişle, içeriğinde az veya çok hümik asit bulunan tüm maden veya maden benzeri kaynaklar leonardit olarak da adlandırılıyor gibi gözükmektedir. Gerçekte, leonardit yukarda sıralı olanların hiçbirisi değildir. Leonardit; oluşumu, jeolojisi, fiziksel ve kimyasal özellikleri ile diğerlerinin hepsinden farklı olan başka bir madendir.

“Leonardit” adı Maden Kanunumuzun 5’inci Maddesi, IV-B Gurubu içerisinde açıkça yazılıdır. Dolayısıyla, leonarditin yukarıda sıralı diğer madenlerden (veya maddelerden) farklı ve ayrı bir maden olduğu yasal olarak da özellikle belirtilmiş durumdadır.

Leonarditin tüm Dünya’da göreceli olarak yeni tanınmaya başlanan bir maden olması ve uluslararası düzeyde kabul edilmiş bir tanımının henüz olmaması bu kavram karışıklığının temel nedenleridir. Ne yazık ki aynı karışıklık başka birçok ülkede de halen vardır. 

Leonardit madenirin sahip olduğu çok sayıda farklı tanımları içersinde Wikipedia Ansiklopedisi’nde yapılan tanımı en akla yakın olanıdır. Wikipedia’nın tanımından da yararlanılarak leonardit madeni şöyle tanımlanabilir:

LEONARDİT; ALKALİ ÇÖZELTİLERDE KOLAYCA ÇÖZÜNEBİLEN, SİYAH VEYA KOYU KAHVERENGİ RENKTE, PARLAK VE CAMSI GÖRÜNÜŞLÜ YUMUŞAK BİR MADENDİR. ORGANİK KÖKENLİ TORTUL KAYAÇLARIN MİLYONLARCA YIL SÜREN ÇOK YAVAŞ OKSİDASYONU VE KİMYASAL DEĞİŞİMİ SONUÇU OLUŞMUŞ BİR BAŞKALAŞIM KAYACIDIR.

LEONARDİT MADENİ NERELERDE KULLANILIR? 

Leonardit madeni hümik asitlerin temel hammaddesidir ve içerdiği yüksek oranlardaki hümik asitlerden dolayı önemli bir ekonomik değere sahiptir.

Dünya’da ve Ülkemizde leonardit madeni en yaygın olarak tarımda, organik toprak düzenleyicisi olarak, kullanılmaktadır. Leonarditin diğer kullanım alanları ise şöyle sıralanabilir:

Ø  Toprağın ıslah edilmesinde. Sanayi artıklarının kirlettiği toprağın temizlenmesinde.
Ø  Derin sondajlarda, sondaj çamuru katkı maddesi olarak.
Ø  Hayvan yemi katkı maddesi olarak.
Ø  Dökümcülükte; döküm kalıp kumuna katkı malzemesi olarak. 
Ø  Hava ve su filtre sistemlerinde. Kağıt, boya, mürekkep, çimento ve seramik endüstrilerinde.

Bunların dışında; denizlerdeki petrol kirlenmeleri ile sulardaki radyoaktif kirlenmelerin temizlenmesinde ve tıpta kanser dahil birçok hastalığın önlenmesi veya tedavisi konularında  leonarditin kullanımı ile ilgili çok ciddi araştırmalar yapılmaktadır. Tıpta, bazı hastalıklar için araştırma aşaması geçilmiş durumdadır ve leonarditin (hümik asitin) hammadde olarak kullanıldığı ilaçlar kullanılmaya başlanılmıştır.

LEONARDİT İÇERİSİNDEKİ HÜMİK ASİTLER NELERDİR? 

Leonarditin içerisindeki hümik asitler şunlardır:

a-    Hümik Asit: pH’ı 7’den küçük olan asitik özellikteki sularda çözünemez, daha yüksek pH derecelerindeki suda veya alkalik özellikteki çözeltilerde çözünebilir. Moleküler ağırlığı fazla olup uzun zincir molekül yapısındadır. Rengi, koyu kahverengi ile siyah arasındadır. 

b-    Fülvik Asit: Bütün pH derecelerindeki (asitik veya bazik) suda veya çözeltilerde çözünebilir. Moleküler ağırlığı düşük olup, kısa zincir molekül yapısındadır. Rengi,  açık sarı ile sarı-kahverengi arasındadır.

Bir kavram karışıklığını gidermek için “leonardit içerisindeki hümik asit (asitler) oranı” ile ne kastedildiğinin açıklanması gerekir. Bütün yayınlarda, leonardit üreticisi veya pazarlayıcısı firmaların kataloglarında, leonarditin en ayırt edici özelliği olarak “hümik asit oranı” veya “hümik asitlerin oranı” verilir. Buralarda kastedilen, leonarditin içerisindeki hümik ve fülvik asit oranlarının toplamıdır.

LEONARDİTİN TARIMDA KULLANIMI.

Dünya’da ve Türkiye’de leonardit madeninin yıllık üretimi ve yıllık kullanımı ile ilgili güvenilir istatistiki bilgiler bulunmamaktadır. Ancak, üretilen leonarditin çok büyük kısmının tarımda, organik toprak düzenleyicisi olarak, kullanıldığı bilinmektedir. 

Lenarditin tarımda kullanımı esas olarak iki şekilde olur; katı (granül) veya sıvı olarak.

Katı (granül) kullanım: Madenden çıkartılan leonardit; kırılması, öğütülmesi, elenmesi, içerisindeki yabancı maddelerin temizlenmesi ve kurutulup suyunun alınması için bir dizi fiziksel işlemlerden geçirilir. Daha sonra torbalanıp tarlaya iletilen leonardit (toprağın, bitkinin ve leonarditin türü ve özelliklerine göre değişen oranlarda) toprakla karıştırılır.

Sıvı olarak kullanım: Leonardit, reaktör adı verilen kazanlarda potasyum hidroksit ile kimyasal işleme sokularak ham sıvı hümik asit elde edilir. Homojenizasyon ve filitrasyon işlemlerinden geçirilen sıvı hümik asit şişelenip satılır. Sıvı hümik asit tarlada, sulama suyuna karıştırılarak kullanılabileceği gibi, yapraktan da uygulanabilir.

Sıvı hümik asitin bütün suyu buharlaştırılırsa potasyum humat adı verilen ve su içerinde kolayca eriyebilen kristalize hümik asit elde edilir. Katı formda pazarlanan bu malzeme istenilen oranda su ile karıştırılarak tekrar sıvı hümik asit elde edilir.

Granül leonardit veya sıvı hümik asit tarımda tek başlarına kullanılabildikleri gibi, doğal veya kimyevi gübrelerle karıştırılarak veya kaplama yapılarak da kullanılırlar. Ayrıca, sıvı hümik aside makro ve mikro besin elementleri ilavesi ile çok değerli Bitki Gelişim Düzenleyicileri (BGD) elde edilmektedir.

Leonarditin ve leonarditten elde edilen hümik asitin Organik Tarımda kullanılmaya uygun olduğu bazı ülkeler tarafından kabul edilmiş durumdadır. Gerçekte, tümüyle doğal bir maden olan ve hiçbir zararlı bileşeni bulunmayan leonarditin organik tarımda tüm ülkelerde güvenle kullanılmaması için bir neden gözükmemektedir. Ancak, birçok ülkede hala başka bazı madenlerin ve maddelerin leonardit adıyla satılabiliyor olması gerçek leonarditin organik tarımda kullanılmasında da kafa karışıklığına neden olmaktadır.

 

   

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
ANASAYFA | HAKKIMIZDA | ÜRÜNLER | BELGELER | FİLMLER | HABERLER | İLETİŞİM
Copyright © 2017 İNCAL MİNERAL GÜBRE VE YEM SAN. TİC. LTD. ŞTİ.